Publicité ▼
Dernières recherches dans le dictionnaire :
calculé en 0.891s
Publicité ▲
|
Résumé des résultats
définitions
synonymes
locutions
réseau sémantique
exemple
Ebay
catalogue
traductions
|
1.Çok güzel piyano çalar.
2.Hastanenin etrafındaki sokaklarda korna çalmak yasak.
3.Zorla, izinsiz almak
4.Konser, piyes gibi şeyleri bir dinleyici veya izleyici topluluğuna sunmak.
... ile kaçmak, ahenkle çalmak, araklamak, aşırmak, çalıp kaçmak, çektirmek, durdurup soymak, el koymak, eziyet etmek, gaspetmek, icra etmek, kaçırmak, kaleme almak, klakson çalmak, korna çalmak, öttürmek, oynamak, sahnelemek, söylemek, tıklatmak, uçak kaçırmak, vurmak, yazmak, yorumlamak, yürütmek, zil sesi çıkarmak, zorla yaptırmak
factotum (en)[Domaine]
RadiatingSound (en)[Domaine]
rendre perceptible (fr)[Hyper.]
ses - son (fr) - ses - son (fr) - ağır ağır çalmak, çalmak - gümbürdemek, gürlemek - gümbürdemek, gürlemek - aramak, telefon etmek, telefonla konuşmak - tintinnabuler (fr) - faire sonner, faire tinter, sonner (fr)[Dérivé]
bağırmak, ses çıkarmak[Hyper.]
çanlar melodisi, çan sesleri, gümbürtü, gürleme, gürültü - çan sesi, zil sesi[Dérivé]
çalmak
theatre (en)[Domaine]
InstrumentalMusic (en)[Domaine]
IntentionalProcess (en)[Domaine]
...-e eşit olmak, ... etmek, çabucak yapmak, etmek, mecbur etmek, oluşturmak, teşkil etmek, yapmak, yaptırmak, yaratmak - icra - çalmak, icra etmek, oynamak, sahnelemek, söylemek[Hyper.]
canlandırma - çalmak - çalmak - çalmak, icra etmek - playing (en) - çalgıcı, müzisyen, sazende[Dérivé]
musiki, müzik, nota[Domaine]
çalmak (v.)
sazende; oyuncu; çalgıcı; müzisyen[ClasseHyper.]
sazende; oyuncu; çalgıcı; müzisyen[ClasseHyper.]
métier : étude et recherche (fr)[Classe...]
artiste (catég. socio. prof.) (fr)[Classe]
sanat; usul; beceri[Classe]
(müzik; kompozisyon; beste), (cazbant; bando)[termes liés]
racine ILC (fr)[Domaine]
racine SUMO (fr)[Domaine]
music (en)[Domaine]
OccupationFn (en)[Domaine]
Music (en)[Domaine]
baştan yapmak - icra - sesle işaret vermek - sesli iletişim - sanat, sanat eseri[Hyper.]
grup, müzik grubu, topluluk[membre]
oynama - performans - icracı, oyuncu, sahne sanatçısı, sanatçı - çalmak - çalmak - çalmak, icra etmek - musiki, müzik - çalgı, enstrüman, müzik aleti, saz - sens de la musique (fr) - müzik - musiki, müzik, nota - playing (en) - müzikçi, müzisyen - çalgıcı, müzisyen, sazende[Dérivé]
cazbant[Desc]
sahne sanatı[Domaine]
çalmak, icra etmek, oynamak, sahnelemek, söylemek[Hyper.]
playing (en) - çalgıcı, müzisyen, sazende[Dérivé]
çalmak - icra etmek - musiki, müzik, nota[Domaine]
çalmak (v.)
sanat; usul; beceri[Classe]
(müzik; kompozisyon; beste), (cazbant; bando)[termes liés]
racine SUMO (fr)[Domaine]
free_time (en)[Domaine]
Music (en)[Domaine]
theatre (en)[Domaine]
InstrumentalMusic (en)[Domaine]
IntentionalProcess (en)[Domaine]
music (en)[Domaine]
icra - aktivite, etkinlik, faaliyet, uğraş - çalmak, icra etmek, oynamak, sahnelemek, söylemek - sesli iletişim - sanat, sanat eseri[Hyper.]
ses - ses algılaması - ses - son (fr) - çalmak - çalmak - çalmak, icra etmek - müzikçi, müzisyen - çalgıcı, müzisyen, sazende - musical (en) - playing (en)[Dérivé]
bağırmak, ses çıkarmak[Cause]
şarkı söyleme - musiki, müzik, nota[Domaine]
Music (en)[Domaine]
çalmak (v.)
ses - ses algılaması - ses - son (fr) - bouffée (fr)[Dérivé]
bağırmak, ses çıkarmak[Cause]
çalmak, öttürmek[Domaine]
sesle işaret vermek[Hyper.]
ötmek - cânta, sufla (ro)[Domaine]
çalmak (v.)
kese; ağız kesesi; göz altı torbacığı[ClasseHyper.]
almak, kazanmak - kese[Hyper.]
çalma, hırsızlık, sirkat - hırsız - mettre dans sa poche (fr) - cebine indirmek, iç etmek[Dérivé]
elbise, giysi[Desc]
çalmak[Hyper.]
çalmak (v.)
(ses), (amplifikatör; yükselteç; yükseltici), (ses; ses yüksekliği; volüm)[Thème]
horloge (fr)[Thème]
(çan)[Thème]
sonnette (fr)[Thème]
faire produire un son à qqch (fr)[Classe]
horloge (fr)[termes liés]
(çan)[termes liés]
sonnette (fr)[termes liés]
çalmak (v.)
ses[ClasseHyper.]
acoustics (en)[Domaine]
RadiatingSound (en)[Domaine]
factotum (en)[Domaine]
ses özelliği - ses rengi, tını - anlayış, duygu, duyu, duyum, his - duyu, his - olay, vaka - rendre perceptible (fr)[Hyper.]
sound (en) - bağırmak, ses çıkarmak - sesle işaret vermek - çalmak - ses - son (fr) - ses - son (fr)[Dérivé]
sessizlik[Ant.]
ses - ses algılaması - geluidje, toon (nl)[Dérivé]
bağırmak, ses çıkarmak[Cause]
çalmak (v.)
sesle işaret vermek - ses - işaretçi, muhabereci, muhabere subayı, vardabandıra[Hyper.]
matem çanı sesi - çan sesi, zil sesi - bell ringer, ringer, toller (en) - bağırmak, böğürmek - çalmak - faire sonner, faire tinter, sonner (fr)[Dérivé]
bağırmak, ses çıkarmak[Cause]
çalmak (v.)
ses[ClasseHyper.]
acoustics (en)[Domaine]
RadiatingSound (en)[Domaine]
linguistics (en)[Domaine]
factotum (en)[Domaine]
bildirmek, bilgilendirmek, bilgi vermek, haberdar etmek, haber vermek - ses özelliği - ses rengi, tını - anlayış, duygu, duyu, duyum, his - duyu, his - sesli iletişim - dilin unsuru - olay, vaka[Hyper.]
haber spikeri, spiker - bildiren kişi, duyuran kişi - annunciatory (en) - sound (en) - bağırmak, ses çıkarmak - sesle işaret vermek - çalmak - seslendirmek - ifade etmek, sesletmek, söylemek, telâffuz etmek - fonetik - fonetik, sesçil - phonic (en)[Dérivé]
televizyon, TV - dile getirme, ifade, konuşma, ses çıkarma, söyleme, söyleyiş, telâffuz[Desc]
fonetik, sesbilim[Domaine]
sessizlik[Ant.]
bildirmek[Hyper.]
ses - ses algılaması - audio (en) - mot, phonème (fr) - geluidje, toon (nl)[Dérivé]
çalmak (v.)
dokunmak, ellemek, temas etmek - darbe, hareket - alet, araç, aygıt, cihaz, enstrüman, müzik aleti, vasıta - ses - vurmak[Hyper.]
vurma, vuruş - marteau (fr) - hafif vuruş - hitter, striker (en) - çalmak, vurmak - dövmek - fırlayıp ...-mak - tik tak etmek - dizem, ritim[Dérivé]
çarpmak, vurmak, yere sermek[Domaine]
çalmak (v.)
ensemble d'acte et conduite délictuels (fr)[Classe]
vol de petite ampleur (fr)[Classe]
acte puni par la loi (fr)[ClasseParExt.]
détournement de fonds (fr)[Classe]
action de voler, de prendre à autrui (fr)[Classe]
hırsız[Classe]
récolte (fr)[termes liés]
law (en)[Domaine]
UnilateralGetting (en)[Domaine]
almak, kazanmak - ağır suç, suç[Hyper.]
çalma, hırsızlık, sirkat - hırsız - çalmak - ... ile kaçmak, aşırmak, çalmak, çalıp kaçmak - hırsız[Dérivé]
marauder (fr) - soymak[Nominalisation]
araklamak, aşırmak, çalmak, yürütmek - barboter (fr)[PersonneQui~]
çalmak[Hyper.]
çalma, hırsızlık, sirkat - arakçı, hırsız[Dérivé]
çalmak (v.)
factotum (en)[Domaine]
BodyMotion (en)[Domaine]
occupiesPosition (en)[Domaine]
değişmek - çalışmak, işi olmak[Hyper.]
hareket, hareketli parçalar, işaret, mekanizma[Dérivé]
aşırmak, çalmak[Domaine]
yerini değiştirmek[Hyper.]
prendre, remplir (fr)[Domaine]
çalmak (v.)
objet destiné à produire un signal sonore (fr)[Classe]
véhicule automobile (fr)[DomainDescrip.]
acoustics (en)[Domaine]
Device (en)[Domaine]
rendre perceptible (fr) - elektronik alet, elektronik cihaz - klâkson, korna - şoför, sürücü[Hyper.]
ses - son (fr) - ses - son (fr) - page (en) - beep (en) - çalmak, klakson çalmak, korna çalmak, öttürmek - klakson çalmak - bip sesi çıkarmak[Dérivé]
bağırmak, ses çıkarmak[Hyper.]
çağrı aygıtı - avertisseur, klaxon (fr) - bip sesi, çağrı cihazı - boru/korna sesi - honker (en)[Dérivé]
çalmak (v.)
action de (ou fait d'être) (fr)[Classe...]
son de cloche (fr)[Classe]
(ses), (amplifikatör; yükselteç; yükseltici), (ses; ses yüksekliği; volüm)[Thème]
rendre perceptible (fr) - perküsyon, vurmalı çalgı, vurmalı çalgılar, vurmalı saz[Hyper.]
ses - son (fr) - ses - son (fr) - arabayı durdurmak - ahenkle çalmak, çalmak, vurmak, zil sesi çıkarmak[Dérivé]
carillonner (fr)[Nominalisation]
produire un son (fr)[Classe]
bağırmak, ses çıkarmak[Hyper.]
ahenkli çan sesi[Dérivé]
çalmak (v.)
voler (prendre à autrui) (fr)[Classe]
prendre possession de qqch (fr)[Classe]
utiliser un artifice pour parvenir à ses fins (fr)[Classe]
prendre (fr)[Classe]
action de voler, de prendre à autrui (fr)[Classe]
hırsız[Classe]
(hırsız)[Thème]
habile (fr)[Caract.]
racine ILC (fr)[Domaine]
racine SUMO (fr)[Domaine]
law (en)[Domaine]
UnilateralGetting (en)[Domaine]
almak, kazanmak - argent, pognon (fr)[Hyper.]
çalma, hırsızlık, sirkat - hırsız - araklamak, aşırmak, çalmak, yürütmek - mağaza soygunculuğu - ... ile kaçmak, aşırmak, çalmak, çalıp kaçmak[Dérivé]
barboter (fr)[PersonneQui~]
prendre indûment possession de qqch (fr)[Classe]
voler (dérober) habilement (fr)[Classe]
voler (prendre à autrui) (fr)[Classe]
factotum (en)[Domaine]
Getting (en)[Domaine]
çalmak[Hyper.]
araklama, aşırma - dükkân hırsızı - arakçı - gayme, kafa, kapik, kayme, mangiz, mangır, metelik, papel, para, spari[Dérivé]
çalmak (v.)
prendre (fr)[Classe]
conduire qqch ou qqn (fr)[Classe]
(faire) devenir autre une propriété (fr)[Classe...]
mettre dans une certaine orientation (fr)[Classe]
acte terroriste (fr)[Classe]
action de suivre un chemin indirect (fr)[Classe]
piraterie (fr)[Classe]
navire à voiles ancien (fr)[Classe]
(hırsız)[Thème]
(mobilite; hareketli olma; hareket yeteneği), (yer değişikliği; hareket; kımıldama)[Thème]
(havacılık)[Thème]
(tedhişçilik)[Thème]
(gemi; sefine; vapur; tekne; hava aracı)[termes liés]
piraterie (fr)[termes liés]
law (en)[Domaine]
Human (en)[Domaine]
NormativeAttribute (en)[Domaine]
ele geçirmek, eline almak, tutmak - cinayet, cürüm, suç - soygun - gasp, hırsızlık, uçak kaçırma - gemi, hava aracı, kayık, sefine, tekne, vapur - attaquant à main armée (fr) - kötülük[Hyper.]
av, ganimet - pinces à anneaux (fr) - çalmak, durdurup soymak, el koymak, gaspetmek, kaçırmak, uçak kaçırmak - piratical (en) - devlete karşı şuç işlemekle itham etmek - yasa dışı ilân etmek - suçlu göstermek - erkekleşmek, kalınlaşmak, karşı gelmek, uymamak - canice, kasıtlı, suça yönelik[Dérivé]
flibuster (fr)[Nominalisation]
ceza hukuku[Domaine]
voler (prendre à autrui) (fr)[Classe]
modifier la direction d'un mouvement (fr)[Classe]
el koymak; gaspetmek; kaçırmak; uçak kaçırmak; durdurup soymak; çalmak[ClasseHyper.]
(havacılık)[termes liés]
(tedhişçilik)[termes liés]
ele geçirmek[Hyper.]
kaçırma - gasp, hırsızlık, uçak kaçırma - korsanlık, korsan yayıncılık - korsan gemisi - eşkiya, hava korsanı, soyguncu[Dérivé]
cinayet, cürüm, suç[Domaine]
çalmak (v.)
qui sert à qqch (fr)[Classe...]
factotum (en)[Domaine]
agent (en)[Domaine]
art (en)[Domaine]
PsychologicalProcess (en)[Domaine]
represents (en)[Domaine]
baştan yapmak - icra, konser, oyun, program - açıklama - performans - adam, birey, fert, insan, kimse, kişi, şahıs - beşeri bilim, sosyal bilimler[Hyper.]
başarım, hayata geçirme, performans, tatbikat, uygulama - yapan kimse - icra eden kimse, konser veren kimse, sergileyen kimse - yorumlamak - tasvir etmek, temsil etmek - çalmak, yorumlamak - tabir etmek, yorumlamak - icracı, oyuncu, sahne sanatçısı, sanatçı[Dérivé]
interpréter (fr)[QuiSertA~]
informatif, instructif (fr)[Similaire]
iş yapmak, uygulamak, yapmak, yerine getirmek[Hyper.]
interprétation, traduction (fr) - interpreting (en) - 손짓 (ko) - interpreter (en) - interprétatif (fr)[Dérivé]
sahne sanatı[Domaine]
çalmak (v.)
vurmak - dokunmak, ellemek, temas etmek - ses - adam, birey, fert, insan, kimse, kişi, şahıs[Hyper.]
çalma, çarpma, küt/pat diye vuruş, toslama, vurma, vurma sesi, vuruş - hafif vuruş - vurma, vuruş - marteau (fr) - hitter, striker (en) - çalmak, tıklatmak, vurmak - vuruntu yapmak - hafifçe vurmak, tıpırdatmak[Dérivé]
çarpmak, vurmak, yere sermek[Domaine]
hızla vurmak - vurmak[Hyper.]
çalmak (v.)
telecommunication (en)[Domaine]
realization (en)[Domaine]
art (en)[Domaine]
SocialRole (en)[Domaine]
...-e eşit olmak, ... etmek, çabucak yapmak, etmek, mecbur etmek, oluşturmak, teşkil etmek, yapmak, yaptırmak, yaratmak - aktivite, etkinlik, faaliyet, uğraş - sahne sanatı - gösteri, oyun - eğlendiren kişi, komedyen - beşeri bilim, sosyal bilimler[Hyper.]
canlandırma - çalmak, icra etmek, oynamak, sahnelemek, söylemek - canlandırmak, oynamak - oynamak, rol almak, rol yapmak - act (en) - icracı, oyuncu, sahne sanatçısı, sanatçı[Dérivé]
baştan yapmak[Hyper.]
oynama - performans - icracı, oyuncu, sahne sanatçısı, sanatçı[Dérivé]
sahne sanatı[Domaine]
çalmak (v.)
dram; oyun; temsil[ClasseHyper.]
spectacle (fr)[Classe]
racine ILC (fr)[Domaine]
racine SUMO (fr)[Domaine]
contenu écrit des livres (fr)[DomainDescrip.]
theatre (en)[Domaine]
IntentionalProcess (en)[Domaine]
Pretending (en)[Domaine]
composition (fr) - gösteri, oyun - çalmak, icra etmek, oynamak, sahnelemek, söylemek - beşeri bilim, sosyal bilimler[Hyper.]
tiyatro oyunu gibi göstermek - abartmak - oynamak - çalmak, oynamak - canlandırmak, oynamak - oynamak, rol almak, rol yapmak - kısa oyun, kısa piyes - oyun yazarı - dramla ilgili - oynama - jeu de rôle (fr) - kısa oyun - dram, oyun, temsil - oyun, piyes - aktör, oyuncu, tiyatro oyuncusu, trup üyesi - acteur ambulant (fr) - actable (en) - icracı, oyuncu, sahne sanatçısı, sanatçı[Dérivé]
drame (fr) - act (en) - dramaturji, tiyatro[Domaine]
theatre (en)[Domaine]
IntentionalProcess (en)[Domaine]
dram, oyun, temsil - piyes[Dérivé]
oynamak, rol almak, rol yapmak - sahne sanatı[Domaine]
çalmak (v.)
ensemble d'acte et conduite délictuels (fr)[Classe]
vol de petite ampleur (fr)[Classe]
acte puni par la loi (fr)[ClasseParExt.]
détournement de fonds (fr)[Classe]
action de voler, de prendre à autrui (fr)[Classe]
hırsız[ClasseHyper.]
récolte (fr)[termes liés]
law (en)[Domaine]
UnilateralGetting (en)[Domaine]
Stealing (en)[Domaine]
ağır suç, suç - cani, kanun kaçağı, suç/cinayet işleyen kimse, suçlu[Hyper.]
marauder (fr) - soymak[Nominalisation]
çalmak - ... ile kaçmak, aşırmak, çalmak, çalıp kaçmak - hırsız[Dérivé]
almak, kazanmak[Hyper.]
çalma, hırsızlık, sirkat - hırsız[Dérivé]
çalmak (v.)