Publicité ▲
|
Résumé des résultats
définitions
synonymes
locutions
réseau sémantique
exemple
Ebay
catalogue
traductions
|
1.Ateşli silahla yaralamak veya öldürmek
2.(Soğuk, dolu gibi şeyler için) Zarar vermek
3.Birşeyi ayağıyla hızla itmek.
4.Elini veya elinde tuttuğu bir şeyi bir yere hızla indirmek
5.Daha önce de üç kişiyi vurmuş.
6.Erişilmek istenen yere veya belli bir durum veya düzeye gelmek
7.Hızla değmek.
ağır ağır hareket etmek, avlamak, fırıl fırıl döndürmek, tekerlenmek, yuvarlamak, yuvarlanmak
ahenkle çalmak, ateş etmek, atmak, avlamak, çakmak, çalmak, çarpmak, erişmek, fırlatmak, geçirmek, hafifçe vurmak, indirmek, isabet etmek, kakmak, kesmek, kırpmak, şut çekmek, tam gaz vermek, tekmelemek, tepmek, tokadı patlatmak, toslamak, tıklatmak, ulaşmak, varmak, vurarak öldürmek, yere sermek, zil sesi çıkarmak
factotum (en)[Domaine]
Artifact (en)[Domaine]
yerini değiştirmek - silindir, üstüvane - teker, tekerlek - devir, dönme, rotasyon - başka yere koymak, yerini değiştirmek - dönmek, köşeyi dönmek, yön değiştirmek[Hyper.]
döndürme - döndürme, dönme, dönüş - yön değiştirme - ağır ağır hareket etmek, fırıl fırıl döndürmek, tekerlenmek, vurmak, yuvarlamak, yuvarlanmak - roll (en) - yuvarlamak - sarmak - döndürmek, dönmek - dönmek, yuvarlanmak - mouvement axial (fr)[Dérivé]
stor - roller skate (en)[Desc]
çevirmek, döndürmek[Domaine]
dönmek, köşeyi dönmek, yön değiştirmek[Hyper.]
makara, merdane, tekerlek - silindir - mouvement axial (fr)[Dérivé]
döndürmek, dönmek[Domaine]
vurmak
acıtmak, canını acıtmak, incitmek - atış, silâh sesi - bitiştirmek, dokunma, yanaştırmak - bilir kişi, kompetan, mütehassıs, uzman - hücum etmek, saldırmak, taarruz etmek - ateş etmek, ateşlemek - öldürmek[Hyper.]
yaralama - blessure, préjudice (fr) - blessure (fr) - yara - yara, yaralanma - ateş etmek, atmak, fırlatmak, vurmak - vurmak - hit (en) - çarpmak, vurmak, yere sermek - çakmak, çarpmak, kakmak, vurmak - tekmelemek, tepmek, vurmak - vurmak - vurarak öldürmek, vurmak - strike (en) - hücum, saldırı - shoot (en) - atıcı, nişancı, okçu - shooting (en) - silâhlı soyguncu[Dérivé]
vurmak[Domaine]
mecruh etmek, yaralamak[Hyper.]
shoot (en) - vurma, vuruş - atıcı, nişancı, okçu[Dérivé]
hücum etmek, saldırmak - ateş etmek, atmak, fırlatmak, vurmak - vurarak öldürmek[Domaine]
vurmak (v.)
factotum (en)[Domaine]
Process (en)[Domaine]
değiştirmek - hücum etmek, saldırmak, taarruz etmek[Hyper.]
istila - etki, tesir - strike (en) - hücum, saldırı[Dérivé]
etkilemek[Hyper.]
hücum etmek, saldırmak[Domaine]
vurmak (v.)
itme[Classe]
pied (fr)[termes liés]
sport (en)[Domaine]
Human (en)[Domaine]
Sport (en)[Domaine]
factotum (en)[Domaine]
Transfer (en)[Domaine]
başka yere koymak, yerini değiştirmek - yerini değiştirmek - çarpma, darbe, tokat, vurma, vuruş, yumruk - futbolcu, topçu - eğlence[Hyper.]
harekete geçirmek, hareket ettirmek, itici kuvvet, tahrik etmek - activation, élan, impulsion (fr) - kompresör çarkı, sevk pervanesi - çark, pervane - itici güç, uzay gemişi yakıtı - itici, itici şey - harekete geçiren, mecbur eden, zorlayan - tekme atmak, tekmelemek - şut çekmek, vurmak - tekme atmak, tekmelemek, tekme vurmak - gülüp oynama, hoplayıp zıplamak, sıçrayıp oynamak - akrobatik - hareket, kımıldama, yer değişikliği - hareket, taşıma - evden eve nakliyat şirketi - mover (en) - oynak, taşınabilir - movable (en)[Dérivé]
gitmek, yayılmak[Domaine]
hareket ettirmek, ileri götürmek, itmek[Hyper.]
çifte, tekme, tekmeleme - çifte atan at, golcü, mızmız, şikâyetçi[Dérivé]
oyun, spor - başka yere koymak, yerini değiştirmek[Domaine]
vurmak (v.)
başka yere koymak, yerini değiştirmek - yerini değiştirmek - başarı, cesaret ve ustalık isteyen bir iş, kahramanlık - bitiştirmek, dokunma, yanaştırmak - mover (en)[Hyper.]
harekete geçirmek, hareket ettirmek, itici kuvvet, tahrik etmek - activation, élan, impulsion (fr) - kompresör çarkı, sevk pervanesi - çark, pervane - itici güç, uzay gemişi yakıtı - itici, itici şey - harekete geçiren, mecbur eden, zorlayan - sayı yapmak - tekmelemek, tepmek, vurmak - vurmak - hit (en) - çarpmak, vurmak, yere sermek - çakmak, çarpmak, kakmak, vurmak - vurmak[Dérivé]
beysbol[Domaine]
hareket ettirmek, ileri götürmek, itmek[Hyper.]
sayı - vurma, vuruş - hitter, striker (en)[Dérivé]
vurmak (v.)
factotum (en)[Domaine]
Impacting (en)[Domaine]
mekanik cihaz - çarpma - mover (en) - dokunmak, ellemek, temas etmek[Hyper.]
bitiştirmek, dokunma, yanaştırmak - attouchement, contact, toucher (fr) - toucheuse (fr) - vurmak - hit (en) - çarpmak, vurmak, yere sermek - çakmak, çarpmak, kakmak, vurmak - tekmelemek, tepmek, vurmak - vurmak - hafif hafif vurmak, tıkırdatmak - hızla vurmak - hafifçe vurmak, tıpırdatmak - vurma, vuruş - marteau (fr) - çarpışma - değme, dokunma, dokunuş, temas - hafif vuruş - hitter, striker (en)[Dérivé]
ıskalamak[Ant.]
dokunmak, ellemek, temas etmek[Hyper.]
vurma, vuruş - marteau (fr) - hafif vuruş - hitter (en)[Dérivé]
çarpmak, vurmak, yere sermek[Domaine]
vurmak (v.)
can almak; öldürmek; avlamak; canına kıymak[Classe]
personne payée pour tuer (fr)[Classe]
membre de la pègre (fr)[Classe]
military (en)[Domaine]
Killing (en)[Domaine]
law (en)[Domaine]
Position (en)[Domaine]
adam öldürme, cinayet, katil - katil - bilir kişi, kompetan, mütehassıs, uzman - mecruh etmek, yaralamak[Hyper.]
avlama, katil, katletme, öldürme - mort violente (fr) - katil - katil - killable (en) - vurarak öldürmek, vurmak - ateş etmek, avlamak, tam gaz vermek, vurmak - ateş etmek, atmak, fırlatmak, vurmak - vurmak - shoot (en) - vurma, vuruş - atıcı, nişancı, okçu[Dérivé]
can vermek, vefat etmek[Cause]
mettre (fr) - hücum etmek, saldırmak[Domaine]
vurmak (v.)
dokunmak, duygulandırmak, etkilemek, tesir etmek - trouver (fr)[Hyper.]
surprisal, surprise (en) - sürpriz - şaşkınlık, sürpriz[Dérivé]
vurmak[Domaine]
şaşırtmak[Hyper.]
catch (en)[Domaine]
vurmak (v.)
mouvement physique répété (fr)[Classe]
gürültücülük; gürültü[Classe]
dövme[ClasseHyper.]
dağılmak, kırılmak, parçalanmak - çarpma, darbe, tokat, vurma, vuruş, yumruk - alet[Hyper.]
atomisation (fr) - böcek kanadı zarfı, çömlek kırığı - fragment (fr) - fragmentation (en) - kırıntı, parça - fragmentation (en) - fragmentation (en) - vurmak - vurmak - devirmek - havanda dövmek[Dérivé]
çekiçle vurmak/çakmak[Nominalisation]
parçalanmak, parça parça olmak[Hyper.]
dövme - muller, pestle, pounder (en)[Dérivé]
vurmak (v.)
yumruk[ClasseHyper.]
gifle (fr)[Classe]
mouvement physique répété (fr)[Classe]
gürültücülük; gürültü[Classe]
dövme[ClasseHyper.]
(yumruk)[Thème]
dokunmak, ellemek, temas etmek - çarpma, darbe, tokat, vurma, vuruş, yumruk[Hyper.]
vurma, vuruş - indirmek, vurmak - vurmak - yumrukla vurmak - fena halde dövmek, haşat etmek, yumruklamak - slog, slug, swig (en) - vurmak - devirmek[Dérivé]
çekiçle vurmak/çakmak[Nominalisation]
boks, boksörlük[Domaine]
vurmak (v.)
toucher rudement en portant des coups (fr)[Classe]
toucher (fr)[Classe]
séduire, influencer, aider... (fr)[ClasseParExt...]
maltraiter qqn (fr)[Classe]
action de punir (fr)[Classe]
suite de coups donnés à qqn (fr)[Classe]
frapper quelqu'un (fr)[Thème]
dokunmak, ellemek, temas etmek - çarpma, darbe, tokat, vurma, vuruş, yumruk - bedensel ceza, fiziksel ceza - hitter, striker (en)[Hyper.]
vurma, vuruş - whang (en) - vurup/çarpıp devirmek - whang (en) - hızla vurmak - küt/pat vurmak - dövmek - kamçılamak, kayışla avcuna vurmak/dövmek, kırbaçlamak - flail, lam, thrash, thresh (en)[Dérivé]
corriger, dérouiller, donner une leçon, rosser (fr) - dérouiller, morfler (fr)[Nominalisation]
frapper quelqu'un (fr)[Classe]
çakmak, çarpmak, kakmak, set vurmak, ulaşmak, vurmak[Hyper.]
çalma, çarpma, kapı çalınması, küt/pat diye vuruş, toslama, vurma, vurma sesi, vuruş - dayak, dövme, kötek, patak, şiddetli dayak, sopa çekme - darbe, pataklama, sert darbe - walloper (en)[Dérivé]
vurmak (v.)
yumruk[ClasseHyper.]
gifle (fr)[Classe]
(yumruk)[Thème]
dokunmak, ellemek, temas etmek - çarpma, darbe, tokat, vurma, vuruş, yumruk[Hyper.]
vurma, vuruş - marteau (fr) - hafif vuruş - hitter, striker (en) - indirmek, vurmak - vurmak - yumrukla vurmak - fena halde dövmek, haşat etmek, yumruklamak - slog, slug, swig (en)[Dérivé]
çarpmak, vurmak, yere sermek - boks, boksörlük[Domaine]
vurmak (v.)
artillerie de l'armée de terre (fr)[Classe]
silah; silâh; tüfek; tabanca[ClasseHyper.]
silah; silâh; tüfek; tabanca[ClasseHyper.]
topçu; topçu eri[ClasseHyper.]
personne payée pour tuer (fr)[Classe]
membre de la pègre (fr)[Classe]
military (en)[Domaine]
Position (en)[Domaine]
law (en)[Domaine]
ateş etmek, ateşlemek - coup de feu, coup de fusil, coup de pistolet, décharge (fr) - savaş malzemesi, silah - silah, silâh - asker - katil[Hyper.]
atış, silâh sesi - shoot (en) - atıcı, nişancı, okçu - ateş etmek, avlamak, tam gaz vermek, vurmak - topçu sınıfı - cannon (en) - top - artillerie, canon (fr) - cannon (en) - vurarak öldürmek, vurmak[Dérivé]
batarya[Desc]
vurmak - ordu, silahlı kuvvetler, silâhlı kuvvetler[Domaine]
ateş etmek, atmak, fırlatmak, vurmak[Hyper.]
gun (en) - ağır silah, ağır silahlar, büyük toplar - silâh, tabanca, tüfek - topçu, topçu eri - silâhlı soyguncu[Dérivé]
vurmak (v.)
vurmak - dinleme, steteskop ile dinleme - marteau, martel (fr)[Hyper.]
hafif vuruş, okşama, tıkırtı - pıtırtı, tıpırtı - hafif vuruş - tapper (en) - hafifçe vurmak, vurmak - percussion (en)[Dérivé]
tıp, tıp dalı[Domaine]
hafif hafif vurmak, tıkırdatmak[Hyper.]
percussion, pleximetry (en) - muayene çekici, perküsyon çekici - darbeli, vurma, vurmalı[Dérivé]
vurmak (v.)
dokunmak, ellemek, temas etmek - darbe, hareket - alet, araç, aygıt, cihaz, enstrüman, müzik aleti, vasıta - ses - vurmak[Hyper.]
vurma, vuruş - marteau (fr) - hafif vuruş - hitter, striker (en) - çalmak, vurmak - dövmek - fırlayıp ...-mak - tik tak etmek - dizem, ritim[Dérivé]
çarpmak, vurmak, yere sermek[Domaine]
vurmak (v.)
ce qui enveloppe (fr)[Classe]
post; deri[ClasseHyper.]
enveloppe d'un animal (fr)[Classe]
zoology (en)[Domaine]
Skin (en)[Domaine]
anatomy (en)[Domaine]
BodyCovering (en)[Domaine]
acıtmak, canını acıtmak, incitmek - vücut örtüsü - bağ dokusu - yara[Hyper.]
yaralama - blessure, préjudice (fr) - blessure (fr) - yara - yara, yaralanma - çarpmak, vurmak - cilt, deri, deriyle ilgili - skinny (en) - aşındırmak, sürtmek - chafe, excoriate (en) - aşındırmak - kazımak - kazımak, oymak - kaşımak - aşındırıcı, cızırtılı[Dérivé]
mecruh etmek, yaralamak[Hyper.]
deri, post - cilt, ten - égratignure (fr)[Dérivé]
vurmak (v.)
dokunmak, ellemek, temas etmek[Hyper.]
vurma, vuruş[Dérivé]
çakmak, çarpmak, kakmak, vurmak[Hyper.]
vurmak (v.)
action de (ou fait d'être) (fr)[Classe...]
son de cloche (fr)[Classe]
(ses), (amplifikatör; yükselteç; yükseltici), (ses; ses yüksekliği; volüm)[Thème]
rendre perceptible (fr) - perküsyon, vurmalı çalgı, vurmalı çalgılar, vurmalı saz[Hyper.]
ses - son (fr) - ses - son (fr) - arabayı durdurmak - ahenkle çalmak, çalmak, vurmak, zil sesi çıkarmak[Dérivé]
carillonner (fr)[Nominalisation]
produire un son (fr)[Classe]
bağırmak, ses çıkarmak[Hyper.]
ahenkli çan sesi[Dérivé]
vurmak (v.)
ufak parça; kısa bir bölüm[ClasseHyper.]
ayrılmak, ayırmak - coupure, taille (fr) - makas - parça[Hyper.]
partage (fr) - kesici alet - kesici - budamak, koparmak, kırkmak, kırpmak - kesmek, kırpmak, tokadı patlatmak, vurmak[Dérivé]
atmak, çıkarmak, kesişmek, kesmek, kestirmeden gitmek, yaralamak[Hyper.]
coupure, tondage (fr) - makas - kısa bir bölüm, ufak parça[Dérivé]
vurmak (v.)
bitiştirmek, dokunma, yanaştırmak - attouchement, contact, toucher (fr) - toucheuse (fr) - vurmak - hit (en) - çarpmak, vurmak, yere sermek - çakmak, çarpmak, kakmak, vurmak - tekmelemek, tepmek, vurmak - vurmak[Dérivé]
dokunmak, ellemek, temas etmek[Hyper.]
vurma, vuruş[Dérivé]
vurmak (v.)
être proche de (qqch) (fr)[Classe]
racine ILC (fr)[Domaine]
racine SUMO (fr)[Domaine]
transport (en)[Domaine]
Translocation (en)[Domaine]
ulaşma, varma, vusul[Hyper.]
ulaşmak - erişmek, isabet etmek, ulaşmak, varmak, vurmak - hareket, kımıldama, yer değişikliği - hareket - hareket kuvveti, tahrik kuvveti - hareket - hareket etme, seyahat - yolcu - mover (en) - harekete geçiren, hareket ettirici[Dérivé]
başka yere koymak, yerini değiştirmek[Domaine]
tenir en place (fr)[Ant.]
attainment (en)[Dérivé]
gitmek, yayılmak - yetişmek[Domaine]
vurmak (v.)
vurmak - dokunmak, ellemek, temas etmek - ses - adam, birey, fert, insan, kimse, kişi, şahıs[Hyper.]
çalma, çarpma, küt/pat diye vuruş, toslama, vurma, vurma sesi, vuruş - hafif vuruş - vurma, vuruş - marteau (fr) - hitter, striker (en) - çalmak, tıklatmak, vurmak - vuruntu yapmak - hafifçe vurmak, tıpırdatmak[Dérivé]
çarpmak, vurmak, yere sermek[Domaine]
hızla vurmak - vurmak[Hyper.]
vurmak (v.)
racine ILC (fr)[Domaine]
racine SUMO (fr)[Domaine]
factotum (en)[Domaine]
Impacting (en)[Domaine]
Touching (en)[Domaine]
mekanik cihaz - değme, dokunma, dokunuş, temas - olay, vaka - çarpma - mover (en) - dokunmak, ellemek, temas etmek[Hyper.]
bitiştirmek, dokunma, yanaştırmak - attouchement, contact, toucher (fr) - toucheuse (fr) - vurmak - hit (en) - çarpmak, vurmak, yere sermek - çakmak, çarpmak, kakmak, vurmak - tekmelemek, tepmek, vurmak - vurmak - şıngırdamak - çarpmak, çarpışmak - bitişik olmak, dokunmak, temas etmek - encroach, entrench, impinge, trench (en) - hafif hafif vurmak, tıkırdatmak - hızla vurmak - hafifçe vurmak, tıpırdatmak - vurma, vuruş - marteau (fr) - hafif vuruş - hitter, striker (en) - misfire, miss (en)[Dérivé]
doğa felsefesi, doğam, fizik[Domaine]
factotum (en)[Domaine]
Impacting (en)[Domaine]
dokunmak, ellemek, temas etmek[Hyper.]
vurma, vuruş - marteau (fr) - çarpışma - değme, dokunma, dokunuş, temas - hafif vuruş - hitter (en)[Dérivé]
vurmak[Domaine]
ıskalamak[Ant.]
vurmak (v.)
factotum (en)[Domaine]
Impacting (en)[Domaine]
mechanics (en)[Domaine]
Device (en)[Domaine]
dokunmak, ellemek, temas etmek - mekanik cihaz - çarpma, vuruş[Hyper.]
vurma, vuruş - marteau (fr) - çarpışma - değme, dokunma, dokunuş, temas - hafif vuruş - hitter, striker (en) - çarpmak, geçirmek, toslamak, vurmak - bumpy, jolting, jolty, jumpy, rocky, rough (en)[Dérivé]
araba, otomobil - kamyon[Desc]
vurmak[Domaine]
ıskalamak[Ant.]
çarpmak, vurmak, yere sermek[Hyper.]
pare-chocs (fr) - çarpma[Dérivé]
vurmak (v.)
atış; silah sesi; silâh sesi[ClasseHyper.]
atış; silah sesi; silâh sesi[ClasseHyper.]
sport de tir avec une arme (fr)[ClasseParExt.]
ce qui porte, peut atteindre une certaine distance (fr)[ClasseParExt.]
coup de feu (fr)[Classe]
harekete geçirmek, hareket ettirmek, itici kuvvet, tahrik etmek - atış, silâh sesi - bilir kişi, kompetan, mütehassıs, uzman - mecruh etmek, yaralamak[Hyper.]
coup de feu, coup de fusil, coup de pistolet, décharge (fr) - ateş etme - ateş etmek, atmak, fırlatmak, vurmak - vurmak - vurarak öldürmek, vurmak - shoot (en) - vurma, vuruş - atıcı, nişancı, okçu[Dérivé]
ateş almak[Cause]
hücum etmek, saldırmak[Domaine]
ateş etmek, ateşlemek[Hyper.]
atış, silâh sesi - shoot (en) - atıcı, nişancı, okçu[Dérivé]
vurmak[Domaine]
vurmak (v.)